‘Nobel Alan Kadınlar’ Aung San Suu Kyi

‘Nobel Alan Kadınlar’ 23. Bölüm

Nobel Barış Ödülü -1991

Aung San Suu Kyi  / Siyasetçi-Aktivist

( D.Y. 19 Haziran 1945 ) Burma

Hindistan’ın Doğusunda, Çin Halk Cumhuriyeti’nin güneyinde bulunan Tayland’ın komşusu olan Myanmar’ın Rangoom eyaletinde  (Burma) 1945 yılında doğan Aung San Suu Kyi daha henüz 2 yaşındayken babası bir suikasta kurban gitmiştir. Annesinin bir diplomat olmasından dolayı çocukluğu ve gençliği Hindistan ve İngiltere’de geçmiştir. İngiltere’de Oxford Üniversitesinde, Felsefe, Ekonomi ve Siyasal Bilimler eğitimi almış Aung San Suu Kyi 1972 yılında İngiltere’de  tarihçi Michael Aris ile evlendi. Bu evlilikten Alexander ve Kim adında 2 oğlu oldu.1988’de annesinin sağlık sorunlarından dolayı Myanmar’a döndü. Aung San Suu Kyi  Myanmar’a döndüğünde  politikaya girdi ve Ulusal Demokrasi Ligi’nin kurulması aşamasında yer alarak partinin genel sekreteri oldu.

Askerlerin kalabalığın üzerine ateş açmasıyla binlerce kişinin öldüğü  gösterilerin ardından Aung San Suu Kyi  1989’da ev hapsine mahkûm edildi. O tarihten beri 15 yılını hapiste ve ev hapsinde geçirdi. 1990’da yapılan seçimleri kazansa da, cunta yönetimi kendisine devretmedi.1962’den beri askeri cunta tarafından yönetilen ülkede demokrasi için mücadele veren Aung San Suu Kyi  askeri yönetim tarafından, ‘ülkenin güvenliğini tehlikeye sokmak’ ve ‘vatana ihanetle’ suçlanıyordu. 1990’da yapılan seçimleri kazansa da, cunta yönetimi kendisine devretmedi. 1991’de Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Baskıya karşı silahsız direniş gösterdiği için Hint’li lider Mahatma Gandhi ile kıyaslanan Aung San Suu Kyi, 2007’de ev hapsindeyken verdiği bir röportajda, ülkesinde demokrasinin hâkim olacağına inancını yitirmediğini söyleyerek, ‘Rejimin fiziksel gücü ne kadar fazla olursa olsun, insanları durduramazlar, özgürlüğü durduramazlar. Bizim zamanımız da gelecek’ demişti.

Daha henüz 2 yaşındayken babasının katledilmiş olmasından sonra, Aung San Suu Kyi’nin hayatındaki en ‘trajik’ olay ailesinden, eşinden ve çocuklarından uzun yıllar uzak kalmış olmasıdır.  Aung San Suu Kyi  Myanmar’a döndüğünde, İngiltere’de kalmış olan eşi  Michael ise Aung San Suu Kyi’nin ölmesinden korkuyordu, 1989’da ev hapsine alındığında ‘en azından güvende’ diyerek sevinmişti. Yıllarca karısından haber alamayan Michael’a 1995’te Aung San Suu Kyi’dan telefon geldi. Aung San Suu Kyi  kısa bir süreliğine görüşebilmeleri için izin almıştı. Michael, Aung San Suu Kyi’nin ‘artık sokakta görsem tanıyamazdım’ dediği oğullarıyla Myanmar’a gitti. Bu birbirlerini son görüşleri oldu. Üç yıl sonra Michael kanser olduğunu öğrendi, Aung San Suu Kyi’nin yanına gitmek istedi, ancak ülkeye alınmadı. Cunta Aung San Suu Kyi’ye gitme şanşı tanıdı, ancak ‘asla geri dönemezsin’ dedi. Ülkesini seçen Aung San Suu Kyi, Michael için bir veda videosu çekti. Ancak video İngiltere’ye Michael öldükten iki gün sonra ulaştı.

Aung San Suu Kyi, Myanmar Ulusal Demokrasi Birliği lideri, tanınmış düşünce mahkûmu ve şiddetsiz direniş taraftarı. Budist olan Suu Kyi, Myanmar askeri diktatörlüğüne karşı gösterdiği barışcıl ve şiddetsiz mücadeleyle 1990 yılında Rafto ve Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü, 1991 yılında da Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

1990 genel seçimlerinin sonuçlarına göre ülkenin başbakanı olmayı hak eden Suu Kyi, askeri cunta tarafından gözaltında tutulduğu için bu görevi üstlenemedi.

Dünya, onu askeri cuntaya karşı direnen barış yanlısı bir siyasetçi, bir aktivist olarak tanıyor. Aung San Suu Kyi, 19 Haziran 1945’de Burma Bağımsızlık Ordu’sunun kumandanlarından Aung San ile Rangoon Devlet Hastanesi hemşirelerinden Ma Khin Kyi’nin çocuğu olarak dünyaya geldi. Üç kardeştiler. Kardeşlerinden biri küçük yaşta boğularak ölecek, öteki de ilerleyen yaşlarında ABD’ye yerleşecek ve Burma’yı unutacaktı.

1947’de baba General Aung San bir suikaste kurban gitti. Anne Khin Kyi ise toplumsal hareketlerin öncüsü haline dönüştü ve bayrağı devraldı. 1948 yılında Burma Bağımsız Birliği kuruldu. Aung San Suu Kyi’nin annesi de Burma’nın Hindistan’daki büyükelçiliğe atandı. Suu Kyi, annesiyle birlikte Yeni Delhi’de yaşamaya başladı. Suu Kyi, ilk gençliğini geçirdiği bu ilham verici kentte, liseyi bitirdi. 1964’de felsefe, siyaset bilimi ve iktisat okumak üzere Oxford’a gitti. 1969’da lisansüstü eğitimin tamamlamak üzere New York’a taşındı. Burada eğitimini bir kenara bıraktı ve Birleşmiş Milletlerde çalışmaya başladı. Akşamları ve hafta sonlarında hastanelerde gönüllü olarak çalışıyor ve özürlü hastalara refakat ediyordu.

1972’de Tibetli Michael Aris ile evlendi ve onunla Bostan’a gitti. Orada da Kraliyet Dış İşleri Bakanlığı’na bağlı çalışmaya başladı. 1973’te çift, oğulları Alexander’ın doğumu vesilesiyle İngiltere’ye döndü. Michael Oxford Üniversitesi’nde Tibet ve Himalaya Dilleri kürsüsünde ders vermeyi kabul etti. İkinci çocuğu Kim de Oxford’da dünyaya geldi. Bu arada Suu Kyi, babasının yaşam öyküsünü kaleme alıyor, bir yandan da Himalaya araştırmalarına katılıyordu.

1984’te General Aung San’ı anlatan kitap yayımlandı. Suu Kyi, artık Uzak Doğu’ya dönmenin zamanı geldiğin hissetmişti. Japonya ve Hindistan’daki üniversitelerdeki araştırmalarına katılmak üzere, eşi ve çocuklarıyla birlikte yolculuğa çıktı. Dönüşte Tokyo Üniversitesi’nin dergisinde yayımlanacak Burma Edebiyatı üzerine bir inceleme yazısı kaleme aldı. Londra’da Doğu ve Afrika Araştırmaları dalında çalışmaya başladı.

1988’de Burma’da iç karışıklıklar baş göstermeye başladı. 8 Ağustos’ta askeri rejime karşı toplu ayaklanma gerçekleşti, ayaklanma ordunun binlerce masum insanı öldürmesiyle bastırılabildi.

Suu Kyi, Burma hükümetine açık mektup yazarak çok partili seçimlere gidilmesi talep etti. 26 Ağustos’ta ilk kez halkına seslendi. Demokratik bir yönetim talebini on binlerce Burmalı destekledi. 24 Eylül’de de National League for Democracy partisini kurdu ve NLD’nin ilk genel sekreteri olarak seçildi. Şiddet karşıtı ve sivil irade yanlısı bir siyaseti savunan partinin mensupları ordunun büyük baskısıyla karşılaştı. Gözaltında kayıp olayları sıklaştı. Aynı dönemde annesini kaybeden Suu Kyi, cenaze töreninde hayatı boyunca ülkesinin bağımsızlığı için savaşacağını açıkladı, sonrasında da konuşmalar yapmak üzere ülke çapında bir geziye çıktı. Silahların gölgesinde seçime hazırlanan NLD’nin toplantıları sıklık kazandı. Tam bu dönemde, her hangi bir hukuki işlem yapılmaksızın Suu Kyi ev hapsine mahkûm edildi. Evinde bulunup tutuklanan öğrencilerin serbest bırakılması ya da kendisinin de onlar gibi tutuklanması için açlık grevine başladı. Evde iki oğluyla yalnızdı. Eşi eve ulaşabildiğinde Suu Kyi açlık grevinin üçüncü günündeydi. Hükümet öğrencilerin serbest kalacağını duyurunca, açlık grevini sona erdirdi.

1990’da NLD bütün baskılara rağmen oyların yüzde 82’ni alarak seçimi kazandı. Askeri hükümet sonuçları kabul etmedi. Bu tarihten sonra dünya gözünü bu kadına çevirdi. Suu Kyi’nin çabaları 1990’da Rafto İnsan Hakları Ödülü, 1991’de Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.

Oğullar Alexander ve Kim, Nobel Ödülü’nü anneleri adına aldılar. Suu Kyi, ödül olarak verilen parayı Burma’daki sağlık kuruluşlarına bağışladı. 1995’de Pekin’deki Uluslararası Kadın Konferansı’na bildiri gönderen Suu Kyi, 1999’da beş yıl görmesi yasaklanan eşinin ölüm haberiyle yıkıldı. Michael Aris, Londra’da prostat kanseri tedavisi görüyordu ve eşini son kez görme isteği Burma yönetimince reddedilmişti. Son demeçlerinden birinde ‘Barış, adalet ve gelişme birbirinin ayrılmaz parçalarıdır’, diyen Suu Kyi, inandıkları doğrultusunda savaşmaktan vazgeçmeyeceğini tekrarlıyor.

Burma’da baş gösteren olaylardan sonra askeri yönetim, hükümet olarak kendilerine yönelik eleştirileri zayıflatmayı amacıyla, ev hapsindeki muhalefet lideri Aung San Suu Kyi ile görüşme önerisinde bulundu ancak bu istek kuşkuyla karşılandı. Burma şu an dünyanın belki de en acımasız yönetim tarzına sahip ülkesi.400.000’e yakın askerle 50 milyon nüfuslu Burma’da halk inanılmaz derecede sertlik dolu bir yönetim altında ezilmektedir. İnsan hakları ihlali günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş ve çocuklar dâhil olmak üzere halk istekleri dışında çalışmaya silahla zorlanmaktadır.

Burma uyuşturucu üretiminin merkezlerinden biri olup Burma ordusunun uyuşturucu kartelleri tarafından desteklendiği bilinmektedir. Ayrıca ordusunda 50.000’e yakın çocuk bulunan Burma’da çocuklar savaşmaya zorlanmakta ve çocuklar bu acımasız rejimin her gün kurbanları arasına katılmaktadır. 1.5 milyon Burmalı siyasi sığınmacı olarak Burma’ya komşu ülkelerin sınırlarında zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmektedir. 1500’ün üzerindeki siyasi mahkûm ağır eziyet altındadır. 1990 yılında yapılan seçimlerde parlamentodaki sandalyelerin yüzde 82’nisi alan Ulusal Demokratik Ligi’nin lideri Bayan Aung San Suu Kyi’ye askerler iktidarı vermeyi reddederek Burma’nın demokrasiye geçişini engellediler. Aung San Suu Kyi gözaltına alınmış ve 2002 Mayıs ayına kadar gözaltında tutulmuştur. Mayıs 2002’de serbest bırakılmışsa da bir yıl sonra tekrar gözaltına alınmış ve destekleyenlerinden 70 kadarı acımasızca öldürülürken, 100’e yakını ise tutuklandı.

Myanmar’da 45 yıldır ülkeyi demir yumrukla yöneten cuntaya karşı rahiplerin başlattığı protesto yürüyüşü ve akabinde başlayan olaylar dünya basınında geniş yankı buldu. Başkent Yangon’da rahiplerin önderliğindeki eyleme 100 binden fazla kişi katıldı. Protesto giderek yıllardır ev hapsinde tutulan Nobelli demokrasi lideri Aung San Suu Kyi’nin serbest bırakılmasını isteyen bir isyana dönüşünce 1988’de öğrenci ayaklanmasını kanlı bir şekilde bastıran generallerin izlediği yol pek de farklı olmadı.

Peki, neydi, Budist rahipleri meydanlara döken sebep? Ağustos ayında yakıt fiyatlarına fahiş zam yapan Myanmar cuntası, muhtemelen tarihinin en büyük protesto dalgasıyla karşı karşıya kalacağını hesaplamamıştı. Önce muhalifler ayaklandı, sonra Budist rahiplerin desteği geldi. Askerlerin protestocu rahiplere ateş açması üzerine ise ipler iyice gerildi. Rahipler, özür bekledi. Askerler reddetti. Sonuçta cunta, istemeden tarihinin en büyük isyan dalgasını tetiklemiş oldu. Halkın da yürüyüşe geçen safran cüppeli rahiplere destek çıkmasıyla dün ticari başkent Yangon’daki gösteriye katılanların sayısı 100 bini geçti.

15 Ağustos: Cunta önceden haber vermeden dizel fiyatını iki kata, tüpgaz fiyatını ise beş kata çıkardı.

23 Ağustos: 13 muhalif eylem yaptıkları için tutuklandılar. 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşılar.

28 Ağustos: İlk kez protesto eylemlerine rahipler de destek verdi.

5 Eylül: Askerler, eylemci rahiplere ateş açtı.

11 Eylül: Rahipler, cuntadan özür dilemesini istedi.

16 Eylül: İki rahip tutuklandı.

17 Eylül: Rahipler bundan böyle generaller ve yakınlarından sadaka kabul etmeyeceğini açıklayarak cuntayı küçük düşürücü bir karar aldı.

21 Eylül: Rahipler Yangon’da yürüyüşe geçti.

22 Eylül: Protestocular, Aung San Suu Kyi’nin evinin önünden geçti. Nobel barış ödüllü Aung San, rahiplerle birlikte dua etti.

24 Eylül: 1988 yılında 3 bin kişinin öldüğü ayaklanmanın ardından askeri yönetim, en büyük protestonun hedefi oldu.

1990 yılında Aung San Suu Kyi’nin Ulusal Demokrasi Birliği isimli partisi seçimlerden galibiyetle çıktı. Fakat 1962 yılından bu yana ülkeyi demir yumrukla yöneten cunta sonucu tanımadığı gibi kadın lideri ev hapsinde tuttu. Myanmar’ın bağımsızlık lideri General Aung San’ın kızı olan 62 yaşındaki kadın lider, ömrünün son 17 yılından 11 yılını ev hapsinde geçirdi. Aung San, ülkesine demokrasi getirilmesi için verdiği mücadeleden dolayı 1991 yılında Nobel barış ödülüne layık görüldü.

Norveç Nobel Komitesi, Myanmar’da askeri cuntaya karşı mücadele veren 1991’de Nobel Barış Ödülü alan muhalif kadın lider Aung San Suu Kyi’nin bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

1991 yılında Nobel Barış Ödülü’nü alan Suu Kyi’nin 60’ıncı doğum günü nedeniyle açıklama yapan Komite, Myanmar’da demokrasinin gelişimi için 3 seneden bu yana ev hapsinde tutulan muhalif liderin serbest bırakılmasını istedi.

Aung San Suu Kyi  14 Kasım 2010’da serbest bırakıldı ve ev hapsinden kurtuldu.

Aung-San-Suu-Kyi-007

 

Bu Yazıda 0 Yorum Var

Yazıya Yorum Yap