‘Nobel Alan Kadınlar’ Toni Morrison

‘Nobel Alan Kadınlar’ 26. Bölüm

Nobel Edebiyat Ödülü -1993

Toni Morrison  / Profesör-Yazar

( D.Y. 18 Şubat 1931 ) ABD

Toni Morrison ‘Afrikalı-Amerikalı’ edebiyatının tanınması ve gelişmesinde önemli rol oynamış, üretken bir yazardır.

Amerika’da yaşayan siyahların tarihsel kökenleri ve yaşadıkları dönem içindeki rollerini anlatan romanlarıyla tanınan Toni Morrison, 18 Şubat 1931’de Chloe Anthony Wofford adıyla dünyaya geldi. Ailesi Ohio’da bulunan Lorain’de yaşıyordu. İşçi bir ailenin kızı olmasına rağmen Washington’da ve ünlü Cornell Üniversitesi’nde edebiyat eğitimi alan Toni Morrison, üniversiteden mezun olur olmaz Texas’ta öğretmenliğe başladı. 1957’de ise Washington’a doçent olarak gitti. Amerika’nın başkentinde evlenerek iki çocuk annesi olan Toni Morrison’un evliliği uzun sürmedi ve boşandıktan sonra doğduğu Lorain kasabasına döndü.

60’lı yılların ortasında New Yord’ta Random Yayınevi’nde lektör olarak çalışmaya başlayan Toni Morrison, burada daha çok siyahların edebiyatından sorumlu oldu. Edebiyatla yakından ilgilendiği bu yıllarda bir yandan da İnsan Hakları Hareketi’nde aktif bir rol üstlendi. Toni Morrison, başlıca uğraş alanı olarak sanat ve edebiyatta beyazların dikte ettiği değerlere bağlı olmayarak siyah edebiyatını ve estetiğini oluşturmayı seçti. Öğretmenlik yıllarında yazdığı kısa öyküleri bir kez daha gözden geçirerek üzerinde düzeltmeler yapan Toni Morrison, böylece ilk romanı En Mavi Gözler’i oluşturdu. Bu roman annesinin sevgisini kazanabilmek için her şeyden önce mavi gözlere ve sarı saçlara sahip olmayı dileyen Pecola Breedlove adlı siyah kızın kaderini anlatmaktadır. Ancak Pecola’nın annesinin sevgisi tümüyle yanlarında çalıştığı beyaz ailenin kızına yönelmiş gibi görünmektedir. Genç kız bir de babası tarafından tecavüze uğrayınca hamile kalır ve bebeğini doğururken aklını yitirir. Yazar bu romanında beyazların saptadıkları güzellik ölçütlerine ve bir kadının değer ölçütü olarak dış görünüşe itibar etmesine karşı gelir. En Mavi Gözler romanından dört yıl sonra yayınlanan ve hayatta farklı yollara sahip iki kadının yaşamını Sula adlı eserinde dillendirir. Romanın baş kahramanı Sula, ödün vermeden kendi kimliğini oluşturmaya çalışır ve bu nedenle siyahlar tarafından dışlanır. Toni Morrison, bütün romanlarında olduğu gibi burada da bir yandan siyahların ABD’de baskı altında tutulan toplumsal durumlarını anlatırken bir yandan da dikkatleri siyah kadınların konumuna çekmek istemiştir.

Yukarıda sözü edilen iki kitabı ses getirmekle birlikte geniş kitlelere ulaşamayan Toni Morrison, 1970’lerin sonlarına doğru yazdığı ve konusunu bir aile efsanesinden alan Solomon’un Şarkısı’yla edebiyat dünyasında ün yaptı. Solomon’un Şarkısı’nın Mikman adlı başkahramanı hayatın anlamını ve kendi kökenlerini bulmaya çalışırken, kölelik dönemine kadar izlediği ailesinin tarihini de araştırır. Mikman, beyazların kültürel ve maddesel değerlerinden kopup siyahların bir üyesi olduğunu kavradığı zaman kendi kimliğini de bulmuştur. İnsanın kendi kimliğini arayışını bir sonraki romanında da devam ettiren Toni Morrison, Karaip’deki bir adada geçen Katran Bebek adlı romanında dünyayı dolaşmış bir fotomodel ile adanın kırsal, geleneksel toplumunda kök salmış bir erkek arasındaki aşkın olanaksızlığını anlatır. 1983’de Albany New York State Üniversitesine atanan yazar, yeni yetişmekte olan yazarlara altı yıl boyunca ders verdi. Öğretim elemanlığı yaptığı yıllarda Sethe adında köle kadının öyküsünü anlattığı Sevgili yayınlandı. Hapishaneden çıkıp toplum içine karışmak isteyen Sethe, çocuk katili damgasını yediği için etrafındakiler tarafından dışlanır. Yaşayabilmesi için küçük de olsa bir umuda ihtiyacı olan Sethe, tesadüfen rastladığı genç bir kadının yıllar önce ölen kızı olduğunu düşünür ve onu takip etmeye başlar. Ancak bir süre sonra genç kadın ortadan kaybolur ve Sethe aklını yitirir. Köle kadının kurtuluşu ise siyahların ona gösterdiği dayanışmayla gerçekleşir… Bu romanın konusu kadar yaratılma süreci de bir hayli ilginçtir. Çünkü yazar, bir gazete yer alan ve kendisi gibi kölelik yaşamasını istemediği için kızını öldüren bir kadının haberinden yola çıkarak yazmaya başlamıştır. Toni Morrison, Sevgili’de çok yönlü perspektif ve kişinin kendi kendisiyle konuşmasını içeren modern edebiyat teknikleriyle siyahların geleneksel anlatım stilini ustaca birleştirmiştir.

O güne kadar yazdığı eserlerinin temelinde kölelik olmasını rağmen edebi kaygıları da göz önünde tutan yazar, Kölelik Öyküleri adlı kitabında kölelikle ilgili suçları tüm çıplaklığıyla anlatır. Bu öykülerde beyazları korumak amacıyla yapılan hiçbir kusuru hoş görmeyerek, siyahların arka plana atılmış tarihini açığa çıkarır.

1989’da edebiyat bilimleri Profesörü olarak Princeton Üniversitesi’ne geçen yazar üç yıl sonra yayınlanan Jazz adlı romanında 1920’li ve 1930’lu yıllarda Harlem’de yaşanan siyahların panoramasını çizdi.

Siyah halkın dili olan Toni Morrison, 1993 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Afro-Amerikalı yazar oldu.

Eserleri

En Mavi Gözler (The Bluest Eyes, 1970)

Sula (1974)

Solomon’un Şarkısı (Song of Solomon, 1977)

Katran Bebek (Tar Baby, 1981)

Sevgili (Beloved, 1987)

Kölelik Öyküleri (Slave Narratives)

toni_morrison

 

Bu Yazıda 0 Yorum Var

Yazıya Yorum Yap